Ahtapotun Kolları -1-

Ahtapotun Kolları – (1)
Güncel gelişmeler her ne kadar sıcaklığını korusa da, önce “Erdoğan’ın Büyük Çekilişi” adını vermeyi planladığım bu uzun yazıma; problemler hep bir arka plan içerdikleri için yukarıdaki başlığın daha uygun olacağına karar verdim.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından mayıs ayı başında açıklanan Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) baz alındığında, yılın ikinci dönemine denk gelen rakamlarla Türkiye’nin GSYH hacmi 1 105 101 Milyon TL’yi aşmış durumda. Böylesine büyük bir pastadan ve iktidar kamçısından mahrum kalmak istemeyen, dağları delen Ferhat’ın günümüzde yeryüzüne inmiş otoriter hali ve Avatar’ı olarak cisimleşen R.ecep T.ayyip E.rdoğan binbir dereden su getirip çamura yatma ve karakter transformasyonu konusundaki, en az tüccarlıktaki kadar iyi olan, yeteneğini büyük bir hırsla sergiliyor.
Nuray Mert’in Berlin’de düzenlenen Dersim Konferansı’nda, Kürtlere uygulanan ve herkesin bildiği soykırım gerçeğinin ifadesinden başka anlam taşımayan sözlerine izafen “namertlik” kavramsallaştırmasını uygun bularak kelimelerle oynama konusundaki tutkulu maharetini görmemizi ısrarla talep eden hezeyanlarını dikkate almamak bana kalırsa haksızlık olur.
Hiç kuşkusuz, R.T.E. bir fenomen olduğu histerisinden hareketle öncelikle, Türkiye’deki ikiyüzlü dini yapının oluşumuna katkıda bulunduğu, kadınları zayıf ve hep yönetilmeye muhtaç varlıklar olarak algılayan erkek egemen mentaliteyi arkasına aldığından emindir. Sözlerinin doğru yeri bulacağını ve asla bu ilkel cinsiyet ayrımcılığından dolayı sorgulanmayacağını bilmektedir.
Kürtlere reva görülen zulmü haykırmaktan çekinmeyen cesur bir kadın gazeteciyi “mertliğe” davet ederken öte taraftan “güya kadınsın” biçiminde ısrarla egemen söylem içine çekmeye çalıştığı, şaşmaz bir ataerkil talepkarlıkla aslında, kendi vazgeçilmez çıkarları açısından dost ve düşman güçleri işaret etmektedir.
Dersim Katliamı'nda zor, şiddet ve imar politikasının nasıl birlikte gittiğini vurgulayan ve, "benzetmek gibi olmasın, bunun ardından katliam gelecek manasında değil, 1935'te ilk raporlarda hep yol inşa edilmesinden bahsedilir" diyen gazeteci-yazar Nuray Mert’e, konuşmanın yapıldığı yer belli olmasına rağmen haberin kaynağını çarpıtarak veren R.T.E., ”sen kimin sırtını sıvazlıyorsun” biçiminde bağıra bağıra hesap sormaya yeltenmektedir.
Halbuki Mert’in ifadelerinin içeriği, korkunç gerçeklik ve Türk-İslam faşizminin asimilasyon çarkı hesaba katıldığında çok hafif kalmaktadır. Kürtlerin batıya doğru ilerlemelerini engellemek için dağları delip duble yol sevdasına kapılan R.T.E., çok uzak olmayan bir geçmişte, beyninin ardında yatan Türk-İslam muhayyilesi uyaranının ve devletin deruni aklının da etkisiyle başka tehlikeler de fark ederek, ”üç çocuk yapın” hezeyanlarına kapılmıştır.

Yorumlar

Popüler Yayınlar